{"product_id":"aylik-baran-dergisi-25-sayi-mart-2024-gazzede-yasananlarin-gercek-suclusu-yahudiler-ve-hristiyanlar-degil-muslumanlardir","title":"Aylık Baran Dergisi 25. Sayı \/ Mart 2024 \/ GAZZE'de Yaşananların Gerçek Suçlusu Yahudiler ve Hristiyanlar Değil MÜSLÜMANLARDIR!","description":"\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSelâm ile...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e6 gün savaşlarından 2 yıl sonra 21 Ağustos 1969 yılında Denis Ruhan isimli Yahudi tarafından Mescid-i Aksa’nın büyük bir bölümü saldırıya uğradı. Dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir ise olaydan hemen sonra şunları söyledi: “O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannettim ki, Müslümanlar dört taraftan İsrail'e girecekler. Ama korkulan olmadı. O zaman idrak ettim ki: Biz dilediğimizi yapabiliriz, zira Müslüman ümmeti uyuyan bir ümmettir.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTerörist Yahudiler fasılalar hâlinde o günden bugüne Filistin’de, 6 aydır da Gazze’de katliam ve soykırım yapıyor. Yahudilerin bu katliamına karşı İslam dünyasından cılız sesler haricinde hiçbir ciddi ses aksiyon yükselmiyor. Ne Mısır ne Ürdün kapılara dayandı ne de Türkiye hakiki manada gerekeni yaptı. Tıpkı 1969’da olduğu gibi... Bırakın Gazze’deki ateşi durdurmayı, başta Türkiye olmak üzere Arap rejimi, İsrail’in yaktığı ateşe odun taşımayı sürdürdü. Kimi gaz, kimi petrol, kimi çelik, kimiyse sebze meyve desteğiyle İsrail’in yanında olduğunu göstererek, hayvandan aşağılık yarışında alçaldıkça alçaldı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGazze’de yapılan katliam karşısında kimi kâfir dediklerimizin mühürlü kalpleri bile vurmaya başladı; fakat 2 milyarı aşkın Müslüman yerinden kıpırdamadı. İnsan olmanın gereğini kendini feda ederek gösteren ABD’li asker Aaron Bushnell’in onurlu hareketi bile İslam dünyasını hareketlendirmeye yetmedi. Hatta devlet ve siyasetçi tapar kahraman beğenmezler buna bir de burun kıvırdı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eMütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, 1988 yılında Filistin ve İşkence Meselesi” başlıklı bir konferans vermiş ve demişti ki, “Zaten Filistin’de şurada burada olanlar, bizim adam olamadığımızdan oluyor.” 1988'den bu yana değişen bir şey yok!\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAnlaşılıyor ki, yüzümüze tutulan Gazze aynasında görülen tek manzara Müslümanların izzet ve şerefini kaybetmiş olmasıdır. Biz de kapağımızda bu hadiseyi değerlendirdik, “Gazze’de Yaşananların Gerçek Suçlusu Yahudiler ve Hristiyanlar Değil, Müslümanlardır!” manşetini attık. Kapak mevzumuzu\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003e\u003cstrong\u003eÖmer Emre Akcebe\u003c\/strong\u003e, “Silahlı Peygamberin Twitli Ümmeti” başlıklı yazısıyla işledi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eHandan Özduygu\u003c\/strong\u003e, “İman Etmediniz!..” başlıklı yazısıyla dergimizde...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eMuharrem Çetin\u003c\/strong\u003e, “Sahabeler Günümüzde Yaşasaydı İslâmî Yapılara Ne Tepki Verirdi?” başlıklı yazısında sahabîlerin hal ve tavırları üzerinden günümüzdeki İslami yapıları tenkit ediyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eBüyük Doğucu Muhsin İlyas Subaşı\u003c\/strong\u003e\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003eile Üstad Necip Fazıl’ı ve Büyük Doğu’yu konuştuk.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eMevlüt Koç\u003c\/strong\u003e, “Akıncı Ruh” başlıklı yazısında, Kâzım Albayrak’ın eseri olan “Gölge’den Akıncı Güç’e İslami Hareketin Temelleri” isimli eseri üzerinden akıncı ruhundan bahsediyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslâm Tarihi ve Sanatları bölümünde Yüksek Lisans Projesi olarak 2022 senesinde kaleme alınan “Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Esselâm’ Eserinin Metin ve Muhteva Analizi”nin ikinci ve son kısmını iktibas ettik.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eAbdulkerim Kiracı\u003c\/strong\u003e, “İslâm’ın Ak Yüzü İmam Buhârî” başlıklı yazısında İmam Buhârî Hazretlerinin hayatını ele alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eNimetullah Arvas\u003c\/strong\u003e, “Kur’an Ayı Mübarek Ramazan” başlıklı yazısında Ramazan’ın ve orucun önemine dikkat çekiyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eMelikşah Sezen\u003c\/strong\u003e, “Kızıl’dan Yeşil’e Seyr: Osmanlı’da Marksizm” başlıklı yazısında Osmanlı münevverleri ile Marksizm arasındaki irtibatı, İslam dünyasında yer bulup bulmadığını ele alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eHattat Seyfullah Yılmazsoy\u003c\/strong\u003e\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003eile röportaj yaptık. Hattat Yılmazsoy, “Hat Sanatı, Tüm İnsanlığın Estetik Duygularını Temsil Makamındadır” diyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eHasan Hüseyin Akdağ\u003c\/strong\u003e, “Suha Arın Belgesellerinde Mimar Sinan’ın İzini Sürmek” başlıklı yazısında Yönetmen Süha Arın'ın Mimar Sinan'ın hayatını anlattığı belgeseli kritik edip, Sinan'ın dikkat çekici yönlerini izah ediyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eAbdurrahman Karahan\u003c\/strong\u003e, “Şehir ve Ekonomi-Politik” başlıklı yazısında şehrin manasına dikkat çekiyor ve Türkiye’nin ekonomik ve kültürel açıdan ne durumda olduğunu sorguluyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eÖmer Emre Akcebe\u003c\/strong\u003e, “Yeni Dünya Düzeni 2.0 Sanal ile Gerçeğin Harmanı” başlıklı yazısında yeni dünya düzeninin insan iradesini tamamen teslim almak üzere tezgâhlandığını, insanın şeytanca bir düzenin parçası haline geldiğini anlatıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eM. Taha İnci\u003c\/strong\u003e, Faruk Hanoğlu’nun “Selma -İçimizdeki Yara-” isimli eserini inceliyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eBahattin Yeşiloğlu\u003c\/strong\u003e, “Notlarım” başlıklı yazısının üçüncü bölümüyle dergimizde.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDergimizin bu sayısında sizler için derleyip yorumladığımız çalışmalarımızı da bulabileceksiniz. Gelecek sayımızda görüşmek dileğiyle… Allah’a emanet olun.\u003c\/p\u003e\n\u003c!----\u003e","brand":"Aylık Baran Dergisi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":46177593426162,"sku":"","price":45.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0673\/5088\/8690\/files\/4f2639_600d532139224a62b3eaf43303f9a2aa_mv2.webp?v=1717527624","url":"https:\/\/koklerkitab.com\/tr-int\/products\/aylik-baran-dergisi-25-sayi-mart-2024-gazzede-yasananlarin-gercek-suclusu-yahudiler-ve-hristiyanlar-degil-muslumanlardir","provider":"Kökler Kitab","version":"1.0","type":"link"}